Hastanede altinci gun

Saat su an sabahin dort otuzu. Arman’la donusumlu olarak uyuyoruz gunlerdir. Simdi uyuma sirasi Arman’da. Ben de Leyla’nin yataginin yanindaki koltukta oturdum bunlari yaziyorum.

Bugun gunlerden Cumartesi oldu artik. Hastaneye Pazartesi sabah erkenden giris yaptik. Pazartesi gunu anjiyosu vardi Leyla’nin. Hastaneye geldigimizde uyukluyordu Leyla, cunku normalde o saat hala uyku saatiydi. Yine de cok kuzuydu. Acikca, “Leylacigim, simdi doktorlara geldik. Kalbine bakacaklar uf varmis mi diye” gibi bir seyler soyledik, kabullendi hepsini. Operasyon odasina alinmadan evvel Leyla ve bizi bekleme kismina aldilar. Babaanne ve dedesi de hasta yakinlarinin bekleyebilecegi bir salonda kaldi.

Leyla ve bizim bekledigimiz yer yanlis hatirlamiyorsam Turkiye’deki acil kismina benzer bir yerdi. Kucuk kucuk, perdelerle ayrilmis bir kisim. Leyla’dan baska her yas grubundan hastalar da vardi etrafta. Bizim kiz benim kucagimda oturmus operasyon oncesi muayeneye gelecek hemsire ve doktorlari beklerken etrafi inceliyordu. Karsimizdaki iki odacikta iki tane abla gormus, bana onlari gosterdi “Ablalar uf olmus” diye. Saniyor ki kendisi uf degil… Bekleme esnasinda cok tatliydi. Tek tek anjiyoya girecek doktorlar geldi, kendilerini tanitti ve Leyla’yi muayene etti. Sabahin korunde uyanmis ve ne bir damla su ne de bir damla sut icmis olmasina ragmen Leyla cok iyi bir ruh halindeydi.

Hastaneye ilk girdigimiz anAnjiyo oncesi

Operasyon odasina gitmeden evvel sakinlestirici bir surup verdiler. Onun da tadini cok sevdi, daha fazla istedi ve doktorlari cok guldurdu cunku tadi pek guzel degilmis sanirim surubun. O surubu ictikten sonra zaten tam neselendi, cakirkeyif olmus gibiydi. Nasil ki sarhoslarin en cok dedigi sey “seni seviyorum”, “seviyorum abijim” gibi seylerse; Leyla da bize “I love you” deyip durdu, cok dramatikti o anlar.

Sonra odaya gitme zamani geldi. Kucagimizda tasidik odanin icine kadar, hatta masaya da bizim yatirmamizi istediler. Leyla o kadar sarhos gibi olmasina ragmen, o noktada biraz duruma aydi. Aglamaya basladi. Bir an evvel anestezi maskesini taktilar uyutmak icin. Sanirim en fazla bir dakika suruyordur o maskeyle uyumak, bize sorarsaniz on yil gibi gecti Leyla’nin agzinda maske, aglayarak uykuya dalmasi… O zamana kadar kendimi tutmus olsam da, onun o caresiz halini gormek ve daha da sirada gecirecegi ciddi bir ameliyatin oldugunu dusunmek benim artik kopmama yetti. Gozyasindan insan onunu goremez ya, o haldeydim. Bir turlu kapinin kolunu gorup de kapiyi acip cikamadim o odadan! Arman da arkamdaydi ama o da benzer bir haldeydi. Neyse ki doktorlardan biri yetisip kapiyi acti, bir de bize birkac adim eslik edip bana teselli edici sozler soyledi. Oyle olunca daha da duygulandim. Insanin zor bir anindayken karsilastigi incelikli hareketler, ona daha da tesir ediyor.

Sonra elimi yuzumu yikadim da oyle ciktik babaanne ve dedenin oldugu bekleme salonuna. Tam oturduk ki bana bir mesaj geldi. Bogazici’ndeki arkadaslar “Aksoy ailesine” diye 10 dakikalik bir video hazirlayip yollamis. Videoyu o noktada henuz izlememis olsam da, boyle bir videonun varligini ogrenmem bile icimin acilmasina yetti. Daha sonra Arman’la yemekhaneye inince oturup izledik videoyu. Once, Arman’la tanistigimiz laboratuvardaki arkadaslarimiz (ailemiz de diyebilirim) cikti birer birer karsimiza. Sonra laboratuvarin basindaki kiymetli hocamiz ve esi! Sonra Bogazici’nden baska can dostlarimiz. Sonrasi daha da sok ediciydi, cunku benim New York’ta doktorami yaptigim labdan arkadaslarim da cikti birer birer karsimiza. Turkce baslayan video, Ingilizce’ye dondu. Cok ama cok sevdigim tum arkadaslarim vardi neredeyse o videoda. Izlerken o kadar agladik ki… Bazi yerlerde de cok gulduk. Bana esas dokunansa su oldu: Basindan bizim yasadigimiza benzer bir sey gecmeyen bir insanin, bizim ne halde oldugumuzu anlayip hissetmesi zor diye dusunuyordum o ana kadar. Fakat videoyu izlerken, bize moral vermeye calisan insanlarin gozunde gordum bizi ne kadar iyi anladiklarini… O da bana cok dokundu.

Videonun baslangici

Bir onceki yazima gelen mesajlar veya Facebook ve Instagram’da paylastigim haberlere gelen yorumlar da bana insanlarin samimiyetini ta kalbimde hissettirdi. Tum bu destekler olmasa isimiz sahiden cok zordu.

Leyla anjiyodan cikti. Cocuk kardiyoloji katindaki yari yogun bakim servisine yatirildi. Biz de onu gormeye gittik. Hala uyuyordu ama biz odaya girince agri icinde uyandi. O kadar tuhaf ki, simdi 4 gun sonra bile olaylari tam da net bir sekilde hatirlamadigimi fark ettim. Neyse, demek istedigim Pazartesi anjiyo sonrasi zor gecti cunku Leyla agrilar icindeydi. Anjiyo esnasinda yapilan birkac kucuk mudahale onu epey yordu. Sali gunu kendine gelir, guzelce yedirir icirir, bir sekilde odanin icinde oyalariz derken; Leyla neredeyse hic kendine gelemedi o gun. Hicbir sey de yiyip icmedi. Benim canim cok sikildi cunku cocuk zaten perisan bir haldeydi bir de ertesi gun ciddi bir ameliyata girecekti, nasil olacak bu is diye endiseleniyordum.

Anjiyo sonrasi

Sonra cerrahin ekibinden birisi geldi; bize ameliyatin neden gerekli oldugunu, nasil olacagini ve karsilasilabilecek 5 riski anlatti. Riskleri sirasiyla dinlerken fark ettim ki “olley hala ölümden bahsetmedi” diye seviniyorum. Sanki o bahsetmese olmayacak… Sacmalik iste. Neyse meger kadincagiz da tabi ki en kotu olan riski en sona saklamis, 5. maddede cikti karsimiza ölüm riski. Biz de gayet sogukkanli durmaya calisarak tum bu riskleri anladik, yine de operasyonun yapilmasina izin veriyoruz dedigimiz evraklari imzaladik. Sizlerden gelen mesajlarla ve pozitif havayla ben de gercekten ameliyatin cok iyi gececegine inaniyordum. Fakat Sali gunu o kadar zor gecince, bir de bu riskleri pes pese dinleyince biraz icim karardi.

Sali gunu hem de Arman’in dogum gunuyduBoncuk Ayse’m

Ameliyat sabahi buyuk bir sans eseri Leyla hala uyuyordu. Anestezi ekibi gelip Leyla’yi gotururlerken bile uyanmadi. Yattigi yatak tekerlekliydi, dolayisiyla o yatakla birlikte gitti ameliyathaneye. Biz de koridorda biraz onlara eslik edip, sonra bos kalan odaya donduk… Ameliyati beklemek, bana Leyla’nin aci icinde gecirdigi Sali gununden daha kolay geldi acikcasi. En azindan simdi uyuyor, bir sey hissetmiyor; ameliyat da iyi gececek diye dusundum. Hatta biraz uyumusum. Fakat sonra 5 saat gecip de hala haber gelmeyince endiselenmeye basladim. Neyse ki yaklasik 6 saatte, Leyla’nin odasina dondugu haberini aldik.

Ameliyat sabahiAmeliyat sabahi

Tabi cok rahatladik ama yine de en azindan 24 saat riskli olabilecegi icin ne olur ne olmaz diye tam da kendimi birakip cok sevinmemeye gayret ettim. Sacmaliklarimdan secmeler. Neyse. Leyla uyusturucu turu seyleri cok cabuk metabolize ediyor sanirim, yine zirt diye uyandi. Tabi ki agri ve panik icinde. Hemen morfin verildi. O an ben de esas zorlu kismin ne oldugunu hatirladim; esas zor olan kisim, cocugunun aci cektigini gorup hicbir turlu onun acisina iyi gelememek ve onu sakinlestirememek. Sirf bu caresizlik duygusu olsa yine iyi (!) bunun uzerine bir de korku ekleniyor. Ya bu kadar aglayip tepinmesi her seyi tepetaklak ederse, ya aglayip aglayip cok kotu bir sey olursa diye dusunuyor insan. O kadar zor bir durum ki hemen morfin vermek istemiyorlar cunku o da kalp atislarini ve nefes alip verme hizini etkiliyor dolayisiyla iyilesmeyi geciktiriyor; once bir bakiyorlar acaba hepimizin cabasiyla sakinlesecek mi. Iste o “bir bakalim” dedikleri dakikalar bizim icin bir asir gibi geciyor.

Ameliyat sonrasiO kadar kablo var ki bu fotografta gorunmeyen

Yani bazen kotu bir tecrubeyi kotu olarak hatirlasak da anladim ki tam olarak ne kadar kotu oldugunu asla tam anlamiyla hatirlayamiyoruz. Bu da belki hayatimizi surdurebilmemiz icin sahip olmamiz gereken bir ozellik. Bilmiyorum.

Bu kadar yazdin, Leyla nasil ondan haber versene diyorsunuz herhalde. Dedigim gibi ameliyat gunu olan Carsamba ve sonrasindakibPersembe cok ama cok zor gecti. Yine caresizlikten ve korkudan, camdan atlamayi gozden gecirecek kadar kotu bir hale geldim. Fakat cok sukur ki bugun (Cuma), Persembe’ye gore cok daha iyi gecti. Morfin olmadan sadece agri kesicilerle agrisiyla basa cikabildi Leyla. Biraz biraz da bir seyler yemeye basladi. Fizik tedavi uzmanlari gelip bir ara yatakta oturttular Leyla’yi, bir dakika kadar da yere bastirdilar. Tabi cok yoruldu Leyla, ayakta durdurulurken ayakta uyuyordu neredeyse. 4 adet drenle cikmisti ameliyattan, bin sukur ki hepsi cikabildi bugun. Simdiki hedeflerimiz yeme-icme ve hareket etmesini arttirmak…

Cocuk yatagi kalmadigi icin yetiskin yataginda yatan Leylos Bebe

Bulundugumuz katta daha birkac gunluk olan ve Leyla gibi bu 3 ameliyatlik surecten gececek bebekler var. Donup bakinca 3 ameliyati geride biraktigimiz 26 ay sahiden 26 sene gibi…

Saat su an bes kirkuc olmus. Gun agarmaya basladi. Bu arada bir laf vardi, sanirim soyle bir seydi: “Gokyuzunun en karanlik oldugu an, Gunes’in dogmasina en az kaldigi andir”. Bakiyorum da dogru galiba 🙂 Gokyuzu gece gibi dururken birden aydinlaniyor. Leyla’nin iyilesmesi de boyle oldu galiba. Hic iyilesme yok gibi dusundugum anda, birden gozunu acip yemek yemeye basladi bugun 🙂

Tekrar tekrar hepinize desteginiz ve dualariniz icin cok tesekkur ederim. Zor durumda olan bir tanidiginiz varsa, “aman benim yazmamdan ne olacak sanki” demeyin, o insan icin gelen her bir mesaj omzuna konan bir el gibi oluyor.

Yaziyi telefondan yazdim. Olasi yazim hatalari veya tuhaf gorunen format icin kusura bakmayin.

7 comments

  1. Pinarcigim yine cok guzeldi. Yine bir cirpida okudum.Duygularini nasil da dogallikla aktariyorsun.
    Leyla’yi senin, Arman’in ve cevresindeki diger insanlarin sevgileri iyilestirecek. Bak simdiden ayaga kalkti bile.

    Liked by 1 kişi

  2. Pınar’cığım canım,maşallah çok şükürler olsun ki zorluklarla büyük savaş vererek gerçekten katlanılması zor durumları geride bıraktınız.Büyük geçmiş olsun.Allah tatlı Leylamıza ve onun durumunda olan tüm çocuklara vede hastalara acil şifalar versin.Yazılarında sizlerde bizleri hiç yalnız bırakmadınız ve 6 günlük hastane aşamalarında güçlü,çok cesur birer ebeveyn olarak anlık bilgilerle adeta oradaymışız gibi bilgilendirdiniz.Bizler ki eminim tüm sevenleriniz de aynı şeyleri hissettiler,Leyla’nın sağlığını hayatımızın odak noktası olarak kabul ettik.Sizlerden gelecek haberleri heyecanla bekledik.Allaha binlerce kez şükürler olsun ki Leylacım tüm bu zorlukları doktorları ve sizlerle birlikte yenerek bu zor savaşı kazandı.Bundan sonraki aşamalar doktorların iyileştirme çabalarıyla hızlanacaktır.Leylanın yemek yemesi birkaç adım atması son derece sevindirici.İnşallah her geçen gün daha da iyileşecektir.Güzel haberlerin için çok çok teşekkürler eder,daha da güzel haberlerini heyecanla bekleriz.Allahın birliğine emanet olun canım Pınar’cığım.Hepinize en içten sevgilerimle.

    Liked by 1 kişi

    • Cok sevgili Umit Hocam, su an yoldayiz ve evimize donuyoruz; yani Charleston’a! Bundan onceki yazima siz oyle guzel bir yorum yapmistiniz ki, insallah donuste gule oynaya donersiniz evinize demistiniz. Simdi bu cok sukur gercek oldu. Verdiginiz tum destek için ve birbirinden guzel mesajlariniz icin size cok tesekkur ederiz. Sevgi ve saygilarimizla.

      Beğen

      • Pınar’cığım canım çok teşekkürler ederim güzel düşünce ve duyguların için.Maşallah tatlı prensesimiz sağlığına kavuştu.Çok şükür sağlıkla,mutlulukla evinize dönmeniz bizleri çok sevindirdi.Tüm sıkıntılı ve çok zor günler geride kaldı.Bundan sonra güzel Leyla’mız allahın izniyle daha da iyi olacak inşallah.Büyük geçmiş olsun,geçtiğiniz tüm yollardan yavrunuzla birlikte sağlıkla,mutlulukla,güle oynaya güzel bir tatil için geçersiniz inşallah.Hepinize en içten sevgilerimle,çok öpüyorum.Allaha emanet olun.

        Beğen

  3. Pinar hanim, ben Gul’un arkadasinin ablasiyim. Sizleri tanimiyorum ama kalbim ve dusuncelerim sizinle beraber. Tanrim size, esinize ve guzel, minik Leyla’ya bol guc, enerji versin insallah. Bu gunler cok cabuk gecsin ve ailecek guzel gunler sizinle olsun. Acil sifalar diliyorum. Sevgilerimle.

    Liked by 1 kişi

    • Cok sevgili Ilknur Hanim, ne kadar tatlisiniz! Mesajiniza cok gec cevap yazabiliyorum ama aslinda mesajinizi hemen okumustum ve duymaya ihtiyacim olan ne varsa, bu guzel mesajinizda bulmustum. Size ne kadar tesekkur etsem az. Bizden de size cok cok sevgiler.

      Beğen

  4. […] “Hastanade altinci gun” dedigim gun, aslinda hastanedeki son gunumuz oldu. Once bir kagit imzaladik “evet, taburcu olmayi kabul ediyoruz; evde Leyla’ya nasil bakacagimizi anladik” diye, sonra da saliverildik hastaneden. Hatta o gun teyzemler ziyaretimize gelmisti, onlar da kendilerini bizim toparlanmamiza yardim eder halde buldular. […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s